Türkiye’de Psikoloji Tarihi

         Türkiye’de Psikoloji Tarihi

Türkiye’de psikoloji tarihinin başlangıcından söz etmenin bazı zorluklar içerdiğini görmekteyiz.     Bu zorluklardan birisi Wundt’un yaptığı gibi ben Türkiye’de psikoloji kürsüsünü, laboratuvarını kuruyorum diyen birisinin olmamasıdır.. Diğer bir zorluk da Türkiye’de psikolojiye bir başlangıç tayin etmek için psikoloji ile ilgili olarak benimsenecek perspektifle ilgilidir. Bu bakımdan psikolojiyi felsefenin bir kolu olarak görenlere göre Türkiye’de psikoloji 19. Yüzyıl yarısına tarihlenebilirken, hatta psikoloji kavramlarına değinilmesi esas alınarak daha da öncesine tarihlenebilirken Batı’da olduğu gibi Psikoloji’iyi de doğa bilimleri arasında kabul eden görüş açısından Türkiye’de bu alanda kurulan ilk kürsüye, verilen ilk psikoloji derslerine dayandırıldığında ise daha geç bir tarihlendirme yapmak mümkün oluyor. Bu bakımdan Türkiye’de psikolojinin tarihini belirlemek öznel yargılara dayanmak zorunda kalıyor. Türkiye özelinde Batı’dan farklı olarak psikolojinin yalnızca felsefi mirasını değil dini- İslami mirasını da görmezden gelmesi gerekiyor. Şayet bu miras göz ardı edilmeyecek olsa psikolojiye dair kavramlar olan ruh, nefs kavramları Osmanlı’da çok daha eski dönemlerde ilim adamlarının ilgi alanları içindedir. Hatta bir ilim dalı olarak ilgilendiği konular da Wundt’un psikolojinin ilgilenmesini uygun gördüğü alanlardan çok daha geniştir. Ancak özellikle Osmanlı son döneminde başlayıp Cumhuriyet döneminde giderek artan ilim ve fen ayrımının keskinleştirilmesi psikoloji alanının Türkiye’deki kökleri üzerinde de önemli olumsuz etkiler ortaya çıkarmış gibi görünmektedir. Bu iddiaların önemli bir kanıtı da Kılıç (2016)’ın yazmış olduğu “Modern Türk Psikoloji Tarihi Üzerine: Cumhuriyet’in Yeni Nesil Psikologları ve Siyaset isimli makalesinde de belirttiği üzere psikolojinin Cumhuriyet’in oluşturmak istediği yeni insan modelini ortaya çıkaracak bir araç olarak kullanılmasıdır. Ruh, nefs, ruhiyyat gibi dini ve eski yönetimi çağrıştıracak ve felsefi spekülasyonlara dayalı bir psikolojiden istedikleri neticeyi elde edemeyecekleri gayet açıktır. Zaten bu aynı zamanda her alanda gerçekleştirilmesi istenen Batılılaşma, Muasırlaşma hedeflerine de açık olarak aykırıdır. Türkiye’de psikoloji ve yanı sıra pedagoji pratik amaçlarla, özellikle de eğitim alanında, çocuklara yönelik, Cumhuriyet’in yeni insanını oluşturmak üzere karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de zetgeist’ın siyaset tarafından belirlendiğini ve yine zeitgesit’ın Batı’dan ihraç olduğunu görmüş oluyoruz.

Türkiye’de psikoloji tarihinin başlangıcı hakkında yazmanın bir başka zorluğu da onun çok iç içe olduğu bir başka alan olan sosyoloji ile yakınlığıdır. Türkiye’de ilk dönemde bu ayrımlaşmanın pek de olmadığını görmüş olduk. İlk dönem sosyoloji çalışmaları içinde psikolojinin pek çok kavramının yer alıyor olması bu zorluğu oluşturmaktadır. 


Tartışma Sorusu: Türkiye’de psikoloji tarihinin başlangıcını tespit etmek açısından Osmanlı Dönemi’nde yazılmış eserlerde nefs, ruh gibi kavramları araştırmak literatüre ne kazandırabilir? 


Yorumlar